|
Robert Pirsig' in 1974' teki "Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı" adlı klasik entelektüel macera öyküsünde, baba ile oğul arasında gece geç vakit yapılan birçok tartışmayı içeren, ülke çapında bir motosiklet turu sırasında geçen paha biçilmez bir diyalog vardır.
Baba oğluna, hayaletlere inanmadığını anlatır çünkü, "onlar bilimsel
değildir.
Hiç bir maddeyi içermezler ve hiçbir enerjiye sahip
değillerdir ve bu yüzden bilim yasalarına göre insanların akılları
dışında var olmazlar.
Kuşkusuz bilim yasaları da hiçbir maddeyi içermez ve hiçbir enerjiye sahip değillerdir ve bu yüzdan insanların akılları dışında var olmazlar. Hayaletlere de bilim yasalarına da inanmayı reddetmek en iyisidir." Şimdi kafası karışan çocuk babasının yokçuluğa sapıp sapmadığını merak etmektedir (1974, s. 38-39):
"Öyleyse hayaletlere ya da bilime inanmıyorsun?"
"Hayır, hayaletlere inanmıyorum."
"Ne?"
"Fizik ve mantık yasalarına, sayı sistemi , cebirsel yerine koyma ikeleri. Bunlar hayaletlerdir. Sadece onlara, o kadar eksiksiz bir şekilde inanırız ki gerçek görünürler. Örneğin, yer çekiminin ve yer çekimi yasasının Isaac Newton' dan önce var olduğunu kabul etmek tamamen doğal görünmektedir. On yedinci yüzyıla kadar hiç yer çekimi olmadığını düşünmek delice gelecektir."
"Kuşkusuz."
"Öyleyse, yeryüzünün başlangıcından, insanlardan önce, v.b., yer çekimi yasası vardı. Kendi kütlesi, enerjisi olmadan ve hiç kimsenin aklında var olmadan, orada duruyordu."
"Doğru."
"Öyleyse, bir şeyin var olmamak için ne yapması gerekir? O, var olmamanın var olan her testini geçti. Yer çekimi yasasınn sahip olmadığı tek bir var olmama özelliği ya da sahip olduğu var olmanın tek bir bilimsel özelliğini düşünemzsin. Eğer bu konuda yeterince uzun düşünürsen, yer çekimi yasasının Isaac Newton' dan önce var olmadığını anlayana kadar dolaşıp duracağını öngörüyorum. Bu yüzden, yer çekimi yasası, insanların kafasının içinden başka bir yerde var olamaz. O bir hayalettir!"
Pirsig' in Paradoksu dediğim şey budur.
|