Ancak sırtına
aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor. Aksi olursa,
cereme çekiyorsun! Bunu düşünüyordum.
Yanımdaki hamalla yola çıktık: İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı.
Benim sırtımda ise birkaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği.
Diyordum ki
içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki
yükün yarısını!" Nitekim çok geçmeden dedi ki: "Mola vakti. Gel biraz
dinlenelim!”
"Ne molası”
dedim ona hayretle. Ben daha terlemedim! Sözüme aldırmadı: Durdu, çöktü.
Salarken yükünün ipini "Sen de dinlen hadi" dedi. Benim canım
sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir
bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum.
O ihtiyar, bir
bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde
ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben
kızgınlıkla dolandım etrafında. "Yükünü indirip sen de dinlen",
demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım.