Daha önce gerçek zihin eğitiminin uygulamasının
taslağını çizen kutsal metinlerin bu yolun iki ana yönünü, yöntem yönünü ve
bilgelik yönünü ortaya koyduğunu açıkladım.
Çeviri:
Nur Yener
Daha önce
gerçek zihin eğitiminin uygulamasının taslağını çizen kutsal metinlerin bu
yolun iki ana yönünü, yöntem yönünü ve bilgelik yönünü ortaya koyduğunu açıkladım.
Genel olarak yöntem yönünün sunuluşu ve anlayışı söz konusu olduğu sürece,
değişik Budist okulları arasında, belli uygulamaların vurgulanmasında
farklıklar olsa da, önemli farklılıklar yoktur. Fakat bilgelik yönü söz konusu
olduğu vakit, okullar arasında ve çeşitli kutsal metinler arasında gerçek
farklılıklar vardır.
Çoğu kutsal
metin tarihteki Buda’ ya atfedilmiştir, fakat daha sonra Budist okulları,
özellikle Sadece Zihin (Cittamatra) okulu ve Orta Yol(Madhyamaka) okulu, Buda’ nın Kutsal
Sözlerini de içeren kutsal metinler külliyatı içinde bile, iki farklı metin kategorisi
ayrımı yapmışlardır. Bu okullar, kelimesi kelimesine yüzeysel değerine göre
alınabilecek olan ve kelimesi kelimesine kabul edilemeyecek, fakat daha fazla
yorumlama gerektiren kutsal metinler olduğunu belirtiyorlar. Bir kutsal metnin kelimesi
kelimesine alınıp alınmayacağını neye dayanarak belirleyebiliriz? Eğer bu
ayrımı yapmak için bir başka kutsal metne dayanacaksak, bu başka bir soruyu
ortaya çıkartır: karar veren bu kutsal metni neye dayanarak görünürdeki
değerinde almalıyız? Bu muazzam bir gerilemeye yol açar. Bunun öne sürdüğü, son
çözümlemede, kişinin sadece kendi anlayışına, deneyimine ve muhakemesine itimat
edebileceğidir. Bu nedenle Budizm’ de kişinin kutsal metinleri anlayışında eleştirel
düşünmesi önemli bir unsurdur. Bu da Buda’ nın kendisinin ifade ettiği söylenen
şu önemli noktayı gösterir.
Tıpkı insanların altının saflığı
onu ateşte yakarak, onu keserek ve bir mihenk taşının üstünde inceleyerek test
etmesi gibi, işte siz de, siz keşişler de, benim sözlerimi bana hürmetinizden
değil, onları eleştirel bir teste tabi tuttuktan sonra kabul etmelisiniz.
Bu da,
uygulayıcının kapasitesine göre, Budist öğretilere yaklaşmanın başlıca iki yolu
olduğunu göstermektedir: zeki yol ve daha az zeki yol. Zeki yol kutsal
metinlere ve onların yorumlarına şüpheyle ve açık bir zihinle yaklaşmak ve bu
kutsal metinlerin muhtevasını kişinin şahsi deneyim ve anlayışıyla
bağdaştırarak incelemeye tabi tutmaktır. O zaman, kişinin anlayışı geliştikçe,
genel olarak Buda’ nın öğretisine karşı hayranlığının yanı sıra, kutsal
metinlerin içeriğine olan inancı da gelişecektir. Böyle biri kutsal bir metni
veya bir öğretiyi sırf ünlü bir usta veya saygıdeğer birine atfedildiği için
izlemeyecektir; daha ziyade, kutsal metinlerin muhtevası, kişinin şahsi
incelemesi ve çözümlemesinden ortaya çıkan kendi anlayışı temelinde geçerli sayılacaktır.
Budist Dört
itimat prensibi bu zeki yaklaşımı uygular:
Öğretmenin mesajına itimat et,
öğretmenin şahsına değil;
Anlama itimat et, sadece sözcüklere
değil;
Kesin anlama itimat et, geçici
olana değil;
Bilgelik zihnine itimat et, olağan
zihnine değil.
Başka bir
deyişle, bir ustanın ününe, statüsüne v.b. değil, daha ziyade söylenenlere
itimat etmelisiniz; sözcüklerin kendisine değil anlamlarına itimat etmelisiniz;
geçici anlama değil, kesin anlama itimat etmelisiniz ve son olarak, sırf
anlamın zihinsel kavranışına değil, derin bir deneyim ve anlayışa itimat
etmelisiniz. Bu Budist öğretilere yaklaşmanın zeki yoludur.
Bu
nedenle, bu öğretinin bir sonraki kısmına yaklaşırken, biraz önce bahsettiğim
açık şüphecilik tutumunu korumaya çalışmanızı öneriyorum.